''Gönül yüzü temiz olanın özüde temiz olur, sözüde'' Ömer ERSİN

   
 
  iyilik


Yapılan İyilik Söylenmemelidir

Vaktiyle bulunduğu küçük yerde geçim sıkıntısı çeken dürüst ve temiz yaratılışlı genç bir
adam, bir gün memleketine çok uzakta bulunan bir şehir merkezine giderek iş bulup
çalışmaya, kendine yeni bir hayat düzeni kurmaya karar verdi.
 
Bu niyetle vakit kaybetmeden hazırlanıp yola koyuldu Genç adam bu yolculuğu sırasında yorum ve açıklaması kendisi için imkânsız olan bir takım olaylarla karşılaştı
 
Bunlardan biri şuydu: Bazı kimseler bir tarlaya buğday ekiyorlar, ekilen buğdaylar hemen yetişip olgunlaşıyor, onlar da hiç vakit kaybetmeden hasat ediyorlar, sonra bunları ateşe verip yakıyorlardı

İkinci olarak şuna şahit olmuştu: Bir adam büyük bir taşı kaldırmaya çalışıyor, kaldıramıyor; ama bu taşa bir tane daha ekleyince kaldırabiliyor, bir üçüncüyü ekleyince daha da rahat kaldırabiliyordu
 
Şahit olduğu bir başka olay da şu idi: Bir adam bir koyuna binmiş, onun üzerine birkaç kişi daha binmiş koşturuyorlar, arkalarından birileri de onlara yetişmek için çabalıyor ama yetişemiyorlardı
 
Adam bunlarla kafası Karışmış birhalde uzun yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadan şehrin kapısına geldi Burada nurani bir ihtiyar kendisini durdurup nereden geldiğini, niçin geldiğini yolculuğun nasıl geçtiğini sordu Adam herşeyi anlattı ve yolda karşılaştığı alışılmamış hadiseleri de serüvenine eklemeyi unutmadı.
 
Bunun üzerine ihtiyar bu genç adama rastladığı olayları bir bir açıkladı:
“Senin yolda ilk rastladığın buğday ekip hemen hasat eden ve sonra ateşe verip yakan insanlar, iyilik edip de onu sağda solda konuşarak değerini sıfıra indiren insanları simgeler Taş kaldırmaya çalışan kimse de şunu anlatır: İnsana ilk işlediği günah ağır gelir, onun altında ezilir Ama ona tevbe etmeden başka günahlar işlemeye devam ederse artık o günahlar ona hafif gelmeye başlar Koyun ve ona binenlere gelince, koyun cennet hayvanıdır Sırtındakileri cennete taşımaktadır Koyuna ilk defa binen alimlerdir Ondan sonra binenler her sınıftan müminlerdir Bunlara yetişmek için koşanlar ise inançsızlardır.





(alıntıdır)
 

NAMÜTENAHİ

Ben eski bir sızının emanetcisiyim,
acılarım ömrüm kadar eski,

ben hüzün şehrinin yolcusuyum
adımlarım tarih kadar eski,

ben yıkılmış kelimelerin öznesiyim,
cümlelerim benliğim kadar devrik,

ben bedbaht bir resmin gölgesiyim,
benliğim siluetim misali yitik,

gayri yüreğim elem bekcisi,
gayri yüreğim acıların başkenti,

ne zaman geçer bu acılar diye sorma?
acılarım namütenahi.

Ömer ERSİN


CESARET

Seni seven cesaretimi
bulsaydım içimde
çıkarıp kurşunlara dizecektim !
ki... kurtulsaydı cesaretim
biliyorum yine seni sevecektim.

Eğer imkanım olsaydı,
seni seven kalbimi, hayallerimi,sevgimi,
bir bavula doldurup terketecektim
bu kenti,
her adımımda ağlasa da yüreğim,
geriye dönmeyecektim !
ki... dönüp arkama baksam
biliyorum yine seni sevecektim.

Dökülürken cesaretim,
kedere zincirli bakışlarımdan
platonik bir aşkın gölgesinde
yalnız başıma üşüyecektim,
belki kaç bahar geçecekti ömrümde
ben halimi söylemeyecektim,
kim bilir
belki de ızdıraba esir olup ölecektim

ne farkeder!
ki... bu dünyaya bir daha gelsem,
biliyorum yine seni sevecektim.

Ömer ERSİN

 

Ana Sayfan Yap I Sık Kullanılanlara Ekle I İletişim I Yorumlarınız I Anket

Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol